Gerçekten de sorunun yanıtını bulmuştur ünlü filozof. Hem de hiç ummadığı bir yerde ve hiç ummadığı zamanda. Küvete girdiğinde, su küvetin kenarlarından taşar. O an aklında bir şimşek çakar. Tacı da suya batıracak ve ne kadar su taştığını ölçecektir. Daha sonra, taçla aynı ağırlıkta bir altın külçesini de aynı şekilde suya batıracak ve bu kez taşan suyun hacmiyle karşılaştıracaktır.
Her iki durumda taşan su miktarları eşit çıkarsa tacın saf altından olduğu anlaşılacaktır.Ne var ki, sonuç böyle çıkmaz. Tacın taşırdığı su miktarı daha fazladır. Arşimet daha sonra taca karıştırılan gümüş miktarını da hesaplar.
Kral Hieron bu olaydan sonra "Arşimet ne derse inanılmasını emrediyorum." der.
Arşimet bir bilge olduğu kadar, usta bir mühendis, mekanikçi ve eski Yunanda yetişmiş en büyük mucitlerden biriydi. Kaldıraç kanunu, bu alanda yapmış olduklarından sadece biridir:
Arşimet'in önemli buluşları arasında, kendi adıyla anılan Arşimet burgusu da yer almaktadır. Bu düzenek yüzyıllarca, madencilik, gemicilik ve tarım gibi pek çok alanda kullanıldığı gibi, günümüzde de halen kullanılmaktadır.
Dairenin çevre formülünü veren: Ç = 2 pi r eşitliğini hatırlayalım. Burada pi=Ç/2r olduğunu kolayca görebiliriz. Arşimet, bu sayı için 22/7 değerini önermiştir. Arşimet'in bu alandaki etkileri, ancak yapıtlarının çevrilmesi sonucunda 16 ve 17. Yüzyılda görülebilmiştir.
Arşimet mezar taşının üstünde küre ve silindirden oluşan şeklin koyulmasını istemiştir.
Kepler, Galilei, Descartes ve Fermat gibi matematikçiler ve fizikçiler, Arşimet'in bu bulgularından yararlanarak, bu alanlarda yeni adımlar atılmasını sağlamışlardır.


İtalya'da Sicilya Adası'nın güneyinde bir kent devleti... Syracusa. Kral Hieron kuyumcularına altından bir saç ısmarlamıştır. Taç kısa sürede işlenir ve getirilir.
Ne var ki sarayın kuyumcularının altına gümüş karıştırdıklarından şüphe edilmektedir. Kral, çok sevdiği ve güvendiği bilge adamı, Arşimet'i çağırır, durumu anlatır ve, "Tacımın saf altından olup olmadığını anlayabilir misin?" diye sorar, "Fakat sakın denemelerin sırasında tacıma zarar verme."
O günün şartlarında çok zor bir problemdir bu. Çünkü milattan önceki yıllarda geçmektedir olay. Yani bundan yaklaşık 2200 yıl kadar önce.

Arşimet günlerce, gecelerce düşünür sorunun yanıtını. Kuyumcular, işinin ehlidir. Böyle bir hile yaptılarsa bile, bunu görünüşten anlamak neredeyse imkânsızdır.
Tarihte Arşimet'in bir gün çıplak bir halde hamamdan çıkıp eve doğru koştuğu ve "Euroka!" diye bağırdığı anlatılır. Yani "Buldum!" diyerek.

Gemicilik ilerlemiş, büyük gemiler yapılmaya başlanmıştı. Ne var ki bunları denize indirmek başlı başına bir sorun oluyordu. Söylentiye göre gemilerden biri o kadar büyük ve ağırdır ki, tüm Syracusa halkı bir araya gelmiş ve uğraşmış fakat gemiyi suya indirememiştir.
Oysa Arşimet için bu, büyük bir sorun değildir. Dev geminin çevresine bileşik bir kaldıraç ve makaralar sistemi kurularak, yüzlerce kişinin halatlara sarılmasıyla gemi kolayca suya indirilir.



Arşimet burgusu madencilerin de işine yaramıştır. Madenciler, işlerini engelleyen yeraltı ırmaklarının sularını Arşimet burgusu yardımıyla dışarı atabilmişlerdir.

Aslında Arşimet'in matematikte sağladığı gelişmeler, mekanikteki buluşlarını bile gölgelemektedir.
Küre ve silindir üzerine,
Konik ve küresel cisimler üzerine,
Düzlemlerin dengesi üzerine,
Parabolün karelenmesi isimli yapıtları yüzyıllar sonra bile bu alanda rehber
sayılabilecek yapıtlardır.
Dairenin çevresinin çapına oranının sabit bir sayıya eşit olduğunu (pi) bulan da yine Arşimet'tir.

