NASIL?
NASIL? NASIL? NASIL?
NASIL? NASIL? NASIL? NASIL?
Işığı yansıtarak karşısındaki nesnenin görüntüsünü
veren parlak yüzeylere ayna diyoruz. Yüzyıllarca önce (17.yüzyıla kadar),
yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılan aynalar, daha sonraları
yerlerini bir yüzü çok ince bir metal katmanıyla kaplanmış cam levhalara
bıraktılar. Sır adı verilen bu metal kaplama, aynanın ışığı yansıtarak görüntü
vermesini sağlar.
Ayna yapımında Venedikliler'in
kullandığı yöntem özetle şöyleydi; İnce bir kalay yaprak düz bir şekilde yayılır,
üstü cıva ile kaplanır. Cıvanın fazlası sıkıştırılarak alındıktan sonra, üstüne
bir kâğıt ve onun da üstüne bir cam levha konur. Şimdi sıra aradaki kâğıdın
yavaşça çekilip alınmasına gelmiştir. Bu sırada kalay ve cıva bir amalgam
oluşturarak camın alt yüzeyini kaplar. Şimdi tek yapılacak şey camın arkasına
sırı koruyacak bir sırt geçirilmesinden ibarettir.
Günümüzden yalnızca üç yüzyıl öncesine kadar
Venedik Cumhuriyeti, Avrupa'da cam eşya ve özellikle de ayna yapımının gizine
sahip tek ülkeydi. Venedikliler bu sırrı büyük bir özenle saklıyorlardı.
Ayna ve cam eşya fabrikalarını Murano adasında
kurmuşlardı ve bu adaya camcı ustalarından başkasının girmesine de izin vermiyorlardı.
Kolayca
şekil verilip cilalanabilmeleri, böylelikle pürüzsüz hale getirilebilmeleri
ve dayanıklı olmaları nedeniyle metaller, ayna yapımında çok eskiden beri kullanılırdı.
Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalılar'ın
bronz el aynaları kullandığı bilinmektedir. Daha değerli olanları ise gümüşten
yapılırdı. Çok eskiden metalle kaplanmış cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlara
da rastlanmaktadır. Fakat bu yöntem o zamanlar yaygınlaşmamıştır.
Venedikliler'in kullandığı yöntem,
19. Yüzyılda yerini yeni bir yönteme bırakmıştır. Alman kimyacı Justus von
Liebig (1803-1873), camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini bulmuş,
bu yöntem günümüzde bile günlük amaçlar için kullanılan aynaların üretiminde
uygulanmaya başlanmıştır. Yumuşak gümüş tabakasının çizilmemesi için bakır
sülfat gibi maddelerle kaplama ve boyama işlemleri yapılmaktadır.
Bilimsel çalışmalarda kullanılan
aynalarda ise, camın ışığın bir bölümünü soğurmasını önlemek amacıyla ön yüzler
de gümüşlenir.
Öte yandan modern teleskoplarda
kullanılan aynalarda çok daha özel yöntemlere başvurulur. Ayrıca belirli aralıklarla
aynalar tekrar tekrar kaplanır. Bu nedenle her büyük teleskopun yanında kaplama
tesisi de bulunmaktadır.
Bu sırrı Fransızlar, adadan zorla kaçırdıkları dört usta sayesinde öğrendiler
ve bundan sonra ayna yapımı bir giz olmaktan çıkmaya başladı.